Zeytinyağı Yiyemem Aman...çünkü hala pahalı

Formda olma, organik beslenme son yılların sağlıklı yaşam şifrelerinin en önde gelenleri... Bu şifrelerin başrolü sağlıklı yağların...

Nur Coşkun İstanbulluoğlu

[email protected]

Oysa ne yazıktır ki ülkemizdeki tüketicilerin çoğunluğu bitkisel yağları ama ağır işlenmiş trans yağ oranı yüksek olanlarını daha çok tercih ediyor...nedeni bu yağların her zaman daha ucuz olmaları...Oysa düzenli olarak işlenen yağlarla beslenmek, hipertansiyon, koroner arter hastalığı risklerine davetiye çıkartıyor.

Uzmanlar seçtiğiniz yağların etiketlerinde yazılı bileşenlerinde “hidrojenlenmiş yağ” veya “kısmen hidrojenlenmiş yağ” ifadelerine bakın ve bunları içeren yağları almaktan kaçının diyor. Tabii etiket okuma alışkanlığı burada çok işe yarıyor.

Örneğin hafif meyvemsi tadıyla zeytinyağı, tekli doymamış yağ oranı yüksek, sağlıklı üstelik de kalp hastalığı, diyabet başta olmak üzere ciddi hastalıkların gelişme riskini azaltmaya yardımcı...

Tamam sağlıklı yağ tüketelim ama vücudu besleyen ve hastalıklardan koruyan besinler bakımından zengin olan sağlıklı yağlar genellikle daha pahalı. Nedenlerine bir bakalım...

Artan nüfus doğrultusunda ülkede zeytinyağı tüketiminde de artış görülüyor. Artışa rağmen yine de kişi başı yağ tüketimi AB ülkelerinin oldukça altında kalmaya devam ediyor. Çünkü alt-orta gelir grubu tüketicileri fiyatları nispeten daha uygun olan ayçiçeği yağını tercih ediyor. Örneğin yemeklik sıvı yağ tüketimi incelendiğinde, %73 payla ayçiçeği yağı en ön sırada yer alıyor. Hızlı tüketim alışverişi içinde %4 paya sahip sıvı yağlar içerisinde zeytinyağının payı ise%0,8 ile sınırlı bir seviyede seyrediyor.

Çeşitli ekonomik kaynaklar gösteriyor ki: Türk zeytincilik sektörü 2023 yılında 1,2 milyon ton sofralık zeytin üretimiyle dünya liderliğini, 650 bin ton zeytinyağı üretimiyle dünya ikinciliğini hedefliyor. Öte yandan, Türkiye’de zeytin ağacı sayısı ve zeytin ağaçlarının kapladığı alandaki artışa karşın zeytin rekoltesinde aynı hızda bir yükseliş gözlenmiyor.

Ne güzeldir ki: Türkiye’de 2012 yılından bu yana düşüş kaydeden meyve veren ağaç başına zeytin üretimi 2017’de tekrar yükseliş göstermiş.

Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) verilerine göre, zeytin üretiminde dekar başına verimlilik ülke bazında değerlendirildiğinde, İspanya 369 kg/dekar, İtalya 256 kg/dekar ve Yunanistan 209 kg/dekar ile öne çıkarken, Türkiye yaklaşık 195 kg/dekar verimlilikle 213 kg/dekar olan dünya ortalamasının altında yer alıyor. Türkiye’deki ağaç sayısındaki artışa rağmen halen ağaçların %80’inin 10 yaşın üzerinde olması, üretimin düşük seyrinde etkili...

Üretim maliyeti düşük ama aracı çok, satış fiyatlı yüksek

Ülkemizde zeytinyağı üretim maliyetleri dünya ortalamasının altında olmasına rağmen aracı kurum sayısının çokluğu, fiyatların global pazarda rekabetçi olabilmesi için büyük engel. Diğer yandan yurt içinde zeytinyağı tüketici fiyatlarında bazen gözlenen artış, kısmen daha ucuz diğer yağlarla olan rekabet nedeniyle üreticinin girdi kalitesini ve verimliliğini düşürmesine sebep olabiliyor.

Bu durumdan kurtulmaya destek olabilecek faktörlere bakıldığında ise; Türkiye’de zeytin üretimine verilen fidan ve rehabilitasyon desteğinin yanı sıra zeytinyağı üretimine fark ödemesi desteği de mevcut. Standart ve sertifikalı zeytin fidanları için verilen destekler 2016’da belirgin bir şekilde artırılırken, 2018 için gübre ve mazot desteği 14TL’ye çıkarılmış. Mart 2017’de havza bazlı destekleme modeline geçilmesiyle birlikte ülke genelinde 941 havza için verilen destekler kapsamında zeytinyağı üretimi de desteklenmiş, fark ödemeleri, mazot ve gübre desteklerinin bu çerçevede belirlenen alanlara verilmesi sağlanmış.

Zeytinyağı üretimindeki sıkıntılar

Ülkemiz zeytinyağı üretiminde en büyük sıkıntı hammadde... zeytin arzının sürdürülebilirliği ve uluslararası alanda fiyat rekabeti zayıf. Ülke gündeminde sıklıkla yer alan zeytinlik alanlarının madencilik, sanayi ve turizm sektörlerine açılmasına yönelik yasa tasarıları da zeytincilik yatırımlarına yönelik motivasyonu olumsuz etkilediği de gözlemleniyor.

Öte yandan Türkiye’de mevcut zeytin ağaçlarının %75’inin meyilli alanlarda bulunması, ağaçların %92’sinde sulama eksikliğine neden oluyor. Ayrıca, zeytin ekimi yapılan alanların %83’ünün 100 dekardan küçük olması, zeytin alanlarında teknolojik makinelerin kullanılmasını zorlaştırıyor.

Sektörde çiftçiden ürün satın alan birlikler satın alma fiyatlarını belirlerken, dünya pazarının aksine, kaliteden çok miktara önem verdiği için yağ üretimi açısından kalitenin düşmesine neden oluyor. Yani Türkiye’de zeytinyağı ihracatı daha çok katma değeri düşük nitelikteki ham yağ şeklinde yapılıyor.

Bankaların desteği canlılık getiriyor

Son yıllarda Eximbank’ın zeytin ve zeytinyağı ihracatına yönelik düşük faizli kredileri, sektörde ihracatın canlanmasına destek oluyor. Ziraat Bankası ve Tarım Kredi Kooperatiflerince çiftçilere kullandırılan uygun faizli krediler ise ambalajlı ürün ihracatı başta olmak üzere çeşitli ürün ihracatına destek sağlıyor. Ayrıca, Avrupa Birliği’ne katılım öncesi yardım aracı olarak yurt içindeki bankalar aracılığıyla kullandırılan IPARD kredileri de sektörde mikro işletmelerin geliştirilmesi için kullanılıyor.

Zeytinyağı üretici beklentileri

Zeytin üreticisinin ekim yapmaktan vazgeçmesini ve zeytinyağı üreticisinin ise alternatif yağların üretimine kaymasını engellemek için üreticilere kendi fiyatlarıyla uluslararası pazarda oluşan fiyatlar arasındaki farkın ödenmesi veya dünya fiyatlarının takip edilerek dönemlik desteklerin artırılması sektör üretimine teşvik sağlayacak.

Globaldeki zeytinyağı fiyatlarının yükselişine paralel ihraç fiyatlarındaki artış, döviz kurlarındaki artışla birlikte, ihracatçı firmaların gelirlerini desteklemeye devam edecek gibi görünüyor. Sektörde ayrıca yurtdışına ambalajlı ve markalı ürün ihracatının artırılması için pazarlama çalışmalarına hız verilmesi de diğer bir beklenti.

Dünya zeytin alanları ve üretimi yıllara göre artış eğiliminde. Zeytin üretimi; zeytin ağacının ekolojik isteklerinden dolayı başta Akdeniz olmak üzere belirli bölgelerle sınırlı. Dünyada zeytinyağı tüketimi ve dolayısıyla fiyatları hızlı bir artışta. Üretici ve ihracatçı ülkeler verimi yüksek, kaliteli, düşük maliyetli, katma değeri yüksek ürünler üreterek ve pazarlama etkinliğini yüksek tutarak piyasada öncü ülke olabilirler.

Ülkemizde zeytinyağı sektörü son yıllarda atılım içinde... fakat bu haliyle bile üretimde öncü İspanya ve İtalya gibi ülkelerle aynı düzeye henüz ulaşmakta zorlanıyor. Bu durum zeytin ve zeytinyağı kalitesini ve ihracatını olumsuz yönde etkiliyor. Öncelikle zeytin yetiştiren ve zeytinyağı işleyen işletmelerin yapısal sorunlarının çözülmesi önemli... Üretimi, kaliteyi ve verimi arttırmaya teşvik edecek yönde teknik uygulama ve teknolojilerin desteklenmesi, üreticilerin dış piyasalarda rekabetini arttıracak şekilde prim desteklerinin verilmesi önem taşıyor. Türkiye’de zeytinyağı üretiminin önemli bir kısmı uluslararası ticarete başrolde ancak kendi markası ve ambalajı ile satabildiği oran hala çok küçük.

Ülkemiz, coğrafi konumu nedeniyle içinde bulunduğu avantajları iyi değerlendirerek üretim ve verimini yükseltebilir ve iç tüketimi hızlandırabilir. İhracat odaklı büyüme ile mevcut pazarlara ilave olarak yeni pazarlarda markalaşma hedeflemeyi de unutmamak gerek. Zeytinyağı sektörünün üretimden tüketim aşamasına kadar bütün alanlarda uzun vadeli programlar çerçevesinde desteklenmesinin gerekliliği de unutulmamalı.

Temmuz 2019 sayısının 27'nci sayfasında yayımlanmıştır. 

Yazarın diğer yazıları